buruk
kendine kaç kere kızabilir bir insan, kaç kere küsebilir en ağrılı yerinden? kaç kere sarabilir henüz avuç içleri terlememişken bir bedeni? dokunmak bu denli sızılı bir veda mı? sokulmak istiyorsa bir ten bir tene kanırtmalı mı en olmaz yerinden, can evinden bir duyguyu?
sevmek, büyük kelime. sevilmek ona nazaran bir denli eksik. sarmalamak, elemli haz. yabancıysan şayet yamacında sandığına... sorgu, mahzun bir kaybediş. tükenmez bir inanış bazen. sormak, yanıtlanmak istemez her zaman. sen her zaman menekşe kokmazsın mesela ve her zaman açmaz her yeni güne tomurcuk. her ateş yanmaz her beden için, ısıtmak uğruna. ben her zaman güzel bakamam bir de. ve bakamam da bazen görmem gereken onca vurguya.
yine de bir köşesinden ufak bir kırıntı yakalar hayat. buna yaşamak denir. ben yaşarım. ölüm, karşı sandalyede dengede tutarken sallanan masamı. masaların bacakları kısadır bazen, uzun bir ömür gibi. ve bazen sıkıdır ipler, düğümlenmemek adına.
ruhlar bedenlere düğümlenir bir geçmişin sabahında. buna kimileri isim takar kimileri için çocukça bir şaka. inanç, yalnız bırakmaz seni yerinde ve zamanında. yalnızlık, her nefesinde gırtlağını kesen acı bir kaybediş. her soluk bir öncesine muhtaç, her insan da bir diğerine çoğu zaman.
sen sonlandıramazsın mesela benim yakarış dolu ağrılarımı gecelerce. orada mıyım diye beklerken oysa. burada kalmaz bazen hep bende olduğunu sandığım aklım. çatıların kırmızı kiremitlerinden sarkıtır kendini kimseler görmeden. kimseler bilmeden koşmak ister bazen, adresinin varlığına şüpheler duyulan tozlu sokak kaldırımlarında.
o köşede ben varım. o köşede çürür duygusu yüreğimin. o köşede kırılır dalında bir karanfil. tam da o köşede nefesimi verdim. alma! beni benden geri...
sevmek, büyük kelime. sevilmek ona nazaran bir denli eksik. sarmalamak, elemli haz. yabancıysan şayet yamacında sandığına... sorgu, mahzun bir kaybediş. tükenmez bir inanış bazen. sormak, yanıtlanmak istemez her zaman. sen her zaman menekşe kokmazsın mesela ve her zaman açmaz her yeni güne tomurcuk. her ateş yanmaz her beden için, ısıtmak uğruna. ben her zaman güzel bakamam bir de. ve bakamam da bazen görmem gereken onca vurguya.
yine de bir köşesinden ufak bir kırıntı yakalar hayat. buna yaşamak denir. ben yaşarım. ölüm, karşı sandalyede dengede tutarken sallanan masamı. masaların bacakları kısadır bazen, uzun bir ömür gibi. ve bazen sıkıdır ipler, düğümlenmemek adına.
ruhlar bedenlere düğümlenir bir geçmişin sabahında. buna kimileri isim takar kimileri için çocukça bir şaka. inanç, yalnız bırakmaz seni yerinde ve zamanında. yalnızlık, her nefesinde gırtlağını kesen acı bir kaybediş. her soluk bir öncesine muhtaç, her insan da bir diğerine çoğu zaman.
sen sonlandıramazsın mesela benim yakarış dolu ağrılarımı gecelerce. orada mıyım diye beklerken oysa. burada kalmaz bazen hep bende olduğunu sandığım aklım. çatıların kırmızı kiremitlerinden sarkıtır kendini kimseler görmeden. kimseler bilmeden koşmak ister bazen, adresinin varlığına şüpheler duyulan tozlu sokak kaldırımlarında.
o köşede ben varım. o köşede çürür duygusu yüreğimin. o köşede kırılır dalında bir karanfil. tam da o köşede nefesimi verdim. alma! beni benden geri...
Yorumlar
Yorum Gönder